Çocuklara Sınır mı Koyuyoruz, Yoksa Sınır Koymayı mı Öğretiyoruz?
Yeni eğitim-öğretim yılı başladı. Bu hafta milyonlarca çocuk yeniden sıralarına, öğretmenlerine ve arkadaşlarına kavuşurken aileler için de yeni bir dönem başladı. Okul hayatıyla birlikte dersler, ödevler, ekran süreleri, uyku saatleri ve sorumluluklar yeniden gündemimizin önemli bir parçası haline geldi.
Tam da bu dönemde anne ve babaların üzerinde düşünmesi gereken önemli bir konu var: Çocuklarımıza sınır koyarken aslında onlara ne öğretiyoruz?
Kurallara uymalarını mı istiyoruz, yoksa kendi davranışlarını yönetebilen, nerede durması gerektiğini bilen ve başkalarının sınırlarına saygı gösteren bireyler olmalarına mı yardımcı oluyoruz?
Çünkü eğitim yalnızca okulda başlamıyor. Çocuğun hayatındaki ilk ve en uzun eğitim, aile içinde devam ediyor. Bu nedenle yeni eğitim-öğretim yılının ilk günlerinde bu köşede, çocuk yetiştirmenin en önemli meselelerinden biri olan “sınır koymak ve sınır koymayı öğretmek” konusunu sizlerle paylaşmak istedim.
Bir çocuğu yetiştirmek, onun yerine karar vermek değil; kendi kararlarını verebileceği bir iç pusula geliştirmesine yardımcı olmaktır.
Bir çocuğa “Hayır, bunu yapamazsın.” demek kolaydır. Zor olan, ona neden yapamayacağını anlatmak, alternatifler sunmak ve zamanla kendi sınırlarını fark edebilen bir birey olarak yetişmesini sağlamaktır.
Peki biz çocuklara gerçekten sınır mı koyuyoruz, yoksa sınır koymayı mı öğretiyoruz?
Buradan sizin mevcut yazınız “Sınır, bir duvar mı yoksa bir rehber mi?” ara başlığıyla aynen devam edebilir.