YAZARLAR

Evlilik Oyun Değil, Bir Ömrün ve Bir Kalbin Emanetidir

 

Merhaba sevgili Son Nokta ailesi...

Bu haftaki yazımda, toplumumuzun en önemli değerlerinden biri olan evlilik üzerine birkaç söz söylemek istiyorum. Çünkü son yıllarda ne yazık ki evliliklerin kurulması kadar dağılması da kolaylaştı. Oysa bir nikâh masasında atılan imza, sadece iki insanın değil, iki ailenin ve bazen de gelecek nesillerin kaderini etkileyen büyük bir adımdır.

Bugün gelin, evliliğe sadece bir tören ya da resmi bir işlem olarak değil; vicdan, sorumluluk ve emanet penceresinden bakalım.

Evlilik Bir Oyun Değil, Bir Ömrün ve Bir Kalbin Emanetidir

Evlilik, iki insanın aynı çatı altında yaşamasından ibaret değildir. Evlilik; iki kalbin, iki hayatın, iki ailenin ve çoğu zaman iki farklı dünyanın birleşmesidir. Bu yüzden insan hayatında verilecek en önemli kararlardan biridir.

Ne yazık ki günümüzde bazı insanlar evliliği sıradan bir tercih gibi görmeye başladı. Oysa evlilik bir oyun değildir. Bir insanın hayatına girmek, onun hayallerine, umutlarına ve geleceğine ortak olmak demektir. Bu kadar önemli bir müesseseye gereken ciddiyet gösterilmediğinde kırılan sadece kalpler değil, bazen bir ömür olur.

Anne ve babalar olarak çocuklarımızı evlendirirken son derece dikkatli olmalıyız. "Evlenirse düzelir" düşüncesiyle yapılan evlilikler çoğu zaman iki taraf için de ağır sonuçlar doğurur. Sorumluluk bilinci kazanmamış, hayatını düzene koyamamış ya da evliliğin anlamını kavrayamamış bir insanı evlendirmek çözüm değil, yeni sorunların başlangıcı olabilir.

Bir insanın eksiklerini başka bir insanın omuzlarına yüklemek adalet değildir. Çünkü evlilik bir tedavi merkezi değil; karşılıklı sorumluluk, emek ve olgunluk gerektiren kutsal bir birlikteliktir. Bir kişinin düzelmesi için başka bir insanın hayatını riske atmak, farkında olmadan iki yuvanın da huzurunu tehlikeye atmaktır.

Daha da üzücü olanı, hayatında başka biri olduğu hâlde farklı bir insanı evlilik müessesesinin içine çekmektir. Kalbi başka yerde olan bir insanın nikâh masasına oturması sadece bir yanlış değil, aynı zamanda büyük bir vebaldir. Çünkü evlilik sadakat ister, dürüstlük ister, samimiyet ister. Bir insanın umutlarıyla oynamanın dünyada da ahirette de ağır bir sorumluluğu vardır.

Allah'ın emriyle kurulan yuvaların temelinde güven bulunmalıdır. Güvenin olmadığı yerde sevgi zedelenir, sevginin zedelendiği yerde ise huzur kaybolur. Bu nedenle evliliğe giden yolda herkes önce kendisine şu soruyu sormalıdır:

"Ben bir ömrü paylaşmaya gerçekten hazır mıyım?"

Evlilik; bir kaçış kapısı değil, bir sorumluluk kapısıdır. Bir insanı yalnızlıktan kurtarmak için değil, onunla birlikte hayatı güzelleştirmek için yapılmalıdır. Menfaatlerin, geçici heveslerin veya toplum baskısının değil; sevginin, saygının ve Allah korkusunun üzerine kurulmalıdır.

Unutmayalım ki kurulan her yuva, geleceğin nesillerini de şekillendirir. Sağlam temeller üzerine kurulan aileler, huzurlu toplumların temelidir. Bu yüzden evlilik kararını verirken de, çocuklarımızı evlendirirken de son derece hassas davranmalıyız.

Çünkü evlilik bir imza değil, bir emanettir.

Bir tören değil, bir ömürdür.

Ve hiçbir insanın hayatı, deneme-yanılma yapılacak kadar değersiz değildir

Evlilik; bir kalbi kazanmak kadar, o kalbin emanetini taşıyabilmektir. Rabbim kurulan yuvalara sadakat, merhamet ve huzur nasip etsin. Evliliği oyun değil, emanet bilen insanların sayısını artırsın.

 

Nikâh Masasında Sadece İmza Atılmaz, Bir Ömre Söz Verilir

Evlilik Deneme Tahtası Değil, Bir Ömrün Sorumluluğudur

Bir Kalbin Hayatına Giriyorsanız, Oyuna Değil Emanete Talipsiniz

Evlilikte Yanlış Kararın Bedelini Bazen Bir Ömür Öder

Evlilik: Bir İmza Değil, Vicdan ve Sorumluluk Meselesi