YAZARLAR

Gastronomi Kenti Gaziantep Nereye Gidiyor?

Gaziantep denildiğinde akla ilk gelen şey mutfağıdır.

Beyranı, kebabı, lahmacunu, nohut dürümü… Bu şehir, yemeğiyle anılır; sofrayla, ocakla, lezzetle hatırlanır. Gaziantep mutfağı sadece bu şehirde yaşayanların değil, Türkiye’nin hatta dünyanın ilgisini çeken bir değerdir.

Ancak son günlerde Gaziantep, lezzetiyle değil fiyatlarıyla konuşuluyor.

Şehrin köklü işletmelerinden birinin sosyal medyaya yansıyan yeni fiyat listesi, kısa sürede büyük tepki topladı. Sabah namazı sonrası oluşan kuyruklarıyla bilinen beyranın porsiyonu 300 TL bandını aşmış durumda. Kebap çeşitleri 500-600 TL seviyelerine dayanırken, bir adet lahmacunun 150 TL’den satılması, birçok vatandaş için bardağı taşıran son damla oldu.

Tartışma sadece ana yemeklerle de sınırlı kalmadı. Marketten 10-15 TL’ye alınabilen ayran ve kolanın, dışarıda 60-70 TL’ye satılması sosyal medyada sert tepkilere yol açtı. Vatandaşlar, “Hizmet bedeli tamam ama hazır içecekte bu fark insaf” diyerek duruma isyan etti.

Peki gerçekten ne oluyor?

Üç yıl önce bu şehirde bir nohut dürümünü 15 TL’ye yiyebiliyorduk.

Bugün aynı dürüm 100 TL.

Üç yılda ne değişti?

Et mi altın oldu?

Nohut ithal mi edildi?

Ocak ateşi dövizle mi yanıyor?

Elbette maliyetler arttı, bunu kimse inkâr etmiyor. Ancak artışın bu kadar hızlı ve bu kadar orantısız olması, halkın kafasını karıştırıyor. Çünkü bu şehirde yaşayan insanlar da aynı maaşı alıyor, aynı pazara gidiyor, aynı faturaları ödüyor.

Daha da düşündürücü olan şu:

Gaziantep’te dışarıda yemek yemek artık lüks olarak görülmeye başlandı.

Bir zamanlar esnaf lokantasında karın doyurmak, sabah beyranı içmek, akşam kebap yemek bu şehrin günlük yaşamının bir parçasıydı. Bugün ise birçok kişi menüye bakıp sessizce masadan kalkıyor, “evde yesek daha iyi” demek zorunda kalıyor.

Son günlerde paça ve beyran fiyatları gerek haber sitelerinde gerek sosyal medyada sıkça gündeme geliyor. Ancak mesele tek bir işletme değil. Mesele, gastronomi kenti Gaziantep’in yavaş yavaş kendi insanına uzaklaşması.

Gaziantep UNESCO listesinde olabilir, mutfağını dünyaya tanıtıyor olabilir. Ama asıl soru şu:

Gaziantepli bu mutfağa hâlâ ulaşabiliyor mu?

Eğer cevap “hayır” ise, durup düşünmek gerekir.

Çünkü lezzet, sadece tabakta değil;

ulaşılabilirlikte ve vicdanda da olur.