KöŞE YAZARLARI

Gaziantepli Kendi Mutfağında Misafir Kaldı!

 

Gaziantep…

UNESCO’nun “gastronomi şehri” diye dünyaya örnek gösterdiği kent.

Lezzetin başkenti…

Kültürün mutfağa dönüştüğü şehir…

Ama artık şu soruyu yüksek sesle sormanın zamanı geldi:

Gaziantep gastronomi kenti mi, yoksa hayat pahalılığının başkenti mi?

Çünkü bu şehirde artık yemek yenmiyor…

Bu şehirde artık sadece fiyat konuşuluyor.

Sofra Değil, Ateş Yanıyor!

Geçtiğimiz gün Paça Beyrancı’nın fiyat listesini gördük.

Bir zamanlar sabahın köründe işçiye güç veren paça…

Esnafa moral olan beyran…

Bugün lüks restoran menüsü gibi.

Bir çorba olmuş servet,

Bir kebap olmuş taksit.

Bu mudur gastronomi?

Bu mudur Gaziantep mutfağının geldiği yer?

Gaziantepli Kendi Şehrinde Aç Misafir Oldu

Baklava, paça, beyran, kebap, nuhut dürümü, katmer…

Fiyatlarını burada tek tek yazıp insanların sinir sistemini bozmak istemiyorum.

Ama gerçek ortada:

Gaziantepli artık yemiyor. Gaziantepli sadece bakıyor.

Camın arkasında dizilen lezzetler,

Bu şehrin insanı için artık sadece seyirlik.

Eskiden misafire ikram edilenler,

Bugün vatandaşın hayal bile edemediği ürünlere dönüştü.

Bu şehirde fakirlik sadece cüzdanda değil…

Mutfağın içinde büyüyor artık.

Bu Böyle Giderse Turist de Kaçacak!

Bugün turist geliyor, “gastronomi kenti” diye fotoğraf çekiyor.

Ama yarın aynı turist bu fiyatları görünce bavulunu alıp Şanlıurfa’ya, Hatay’a, Adana’ya giderse…

O zaman herkes ne demek istediğimizi daha iyi anlayacak.

Çünkü gastronomi sadece lezzetle olmaz.

Gastronomi ulaşılabilirlikle olur.

Gaziantep kendi insanına bile yemek yediremiyorsa,

Bu unvan sadece tabelada kalır.

Fiyatlara Kim Dur Diyecek?

Bu şehirde fiyatlar neden bu kadar başıboş?

Kim denetliyor?

Kim kontrol ediyor?

Her işletme kafasına göre mi zam yapacak?

Serbest piyasa başka şeydir.

Ama bu, vatandaşın sofrasına ipotek koymak değildir.

Bu gidişat artık normal değil.

Bu düpedüz bir çöküştür.

Gaziantep’in Lezzeti Var, Ama Halkın Sofrası Boş

Bugün Gaziantep mutfağı dünyaya pazarlanıyor.

Ama Gaziantepli soruyor:

“Biz yiyemiyoruz, kim yiyor?”

Gastronomi şehri olmak;

Sadece ödül almak değildir.

O şehirde yaşayan insanın da kendi yemeğine ulaşabilmesidir.

Eğer beyran bile lüks olduysa…

Paça bile zengin işi olduysa…

Baklava vitrine hapsolduysa…

Bu şehirde gastronomi bitmiştir.

Geriye sadece pahalı tabela kalmıştır.

Son Söz: Bu Şehirde Tad Kaçtı!

Gaziantep bir lezzet kentidir.

Ama lezzet, halkın sofraya oturabildiği sürece anlamlıdır.

Bugün sofralar boşsa…

Bugün insanlar sadece bakıyorsa…

Bu şehirde hayat pahalı değil…

Hayatın kendisi ağırlaşmış demektir.

Ve soruyorum:

Gaziantep gastronomi kenti mi, yoksa zam kenti mi artık?