Geleceği inşa eden Güç:Eğitim
Bir ülkenin geleceğini merak ediyorsanız, okullarına bakın. Sınıflarında nasıl bir atmosfer var, öğretmenleri ne kadar destekleniyor, öğrenciler ne kadar özgür düşünebiliyor… Çünkü eğitim, sadece bireyin değil, toplumun da kaderini belirleyen en temel unsurdur.
Bugün eğitim denildiğinde çoğu zaman sınavlar, puanlar ve sıralamalar akla geliyor. Oysa eğitim; ezberlenen bilgilerden, test kitaplarından ve diploma sayısından çok daha fazlasıdır.
Eğitim yalnızca bilgi aktarmak değildir; karakter inşa etmektir. Çünkü bilgi güçlü olabilir, ancak karakterle yön bulmadığında o güç savrulur. Gerçek eğitim, çocuğa ne düşüneceğini değil, nasıl düşüneceğini öğretir. Nasıl düşüneceğini bilen bir nesil ise hiçbir karanlıkta yolunu kaybetmez.
Eğitim, insanın kendini tanıma yolculuğudur. Soru sorabilme cesaretidir; farklı fikirlere açık olabilme olgunluğudur. Bir çocuğun hayal kurabilme özgürlüğüdür. Çünkü hayal kurabilen çocuk, sınırları zorlamayı da öğrenir.
Her çocuk aynı hızda öğrenmez; ancak her çocuk doğru ortamda parlayabilir. Bu nedenle eğitim sistemi çocukları kalıplara sıkıştırmak için değil, onların potansiyelini açığa çıkarmak için var olmalıdır. Amaç; tek tip başarı üretmek değil, özgün bireyler yetiştirmektir.
Bu sistemin omurgası ise öğretmenlerdir. Onların motivasyonu, donanımı ve itibarı doğrudan eğitimin niteliğini belirler. Eğitim reformu konuşulurken öncelikle öğretmenin çalışma koşulları, mesleki gelişimi ve ruh sağlığı ele alınmalıdır. Çünkü motivasyonunu kaybetmiş bir öğretmenle güçlü bir nesil yetişmez.
Öğretmen yalnızca müfredat yetiştiren kişi değildir. O, öğrencisinin kalbine dokunabilendir. Bazen sınıfta söylenen tek bir cümle, bir çocuğun hayat yönünü değiştirebilir. Çünkü öğretmen sadece ders anlatmaz; umut aşılar. Ve çoğu zaman bir çocuğun kendine inanmasını sağlayan ilk yetişkin, öğretmenidir.
Buna ek olarak ailelerin rolü de göz ardı edilemez. Eğitim yalnızca okul duvarları arasında gerçekleşmez. Evde verilen değerler, kurulan iletişim ve gösterilen ilgi; akademik başarıdan çok daha derin izler bırakır. Çocuğun özgüveni, merakı ve öğrenme isteği ailede filizlenir. Aile kök salar,öğretmen yol gösterir. Ve kökü sağlam olmayan hiçbir ağacın gölgesi uzun olmaz. İşte bu yüzden güçlü bir gelecek, öğretmen ve ailenin aynı vizyonda buluşmasıyla mümkündür.
Sonuç olarak Eğitime yapılan yatırım, aslında geleceğe yapılan yatırımdır. Ve bu yatırımın geri dönüşü; daha bilinçli bireyler, daha üretken toplumlar ve daha aydınlık yarınlar olacaktır.
Eğitim bir masraf değil, bir medeniyet meselesidir. Bir toplumun asıl zenginliği yer altı kaynakları değil, zihinleridir.