“İş Var Ama Para Yok: Altına Kilitlenen Ekonomi”
“İş Var Ama Para Yok: Altına Kilitlenen Ekonomi”
Savaşın Gölgesinde Bayram, Nakitin Yokluğunda Bahar
Ramazan Bayramı’nı bu yıl sadece manevi duygularla değil, savaşın gölgesinde, ekonomik belirsizliklerin ağırlığı altında karşıladık. Sokakta hareket var, çarşıda kalabalık var… Ama kasaya bakınca tablo net:
İş var ama para yok.
Bahar geldi. Esnafın umutlandığı, işlerin açılmasını beklediği dönem… Ancak uzun süredir devam eden durgunluk, yerini gerçek bir canlılığa bırakmış değil. Herkes aynı noktada birleşiyor:
“İş var gibi… ama nakit dönmüyor.”
Bugün piyasanın en büyük sorunu açık:
Sıcak para döngüsü yok.
Hareket var ama bereket yok.
Bu durumun en önemli nedenlerinden biri ise vatandaşın parasını piyasadan çekmesi. Kimi faize yöneldi, kimi dövize… Ama çok büyük bir kesim “güvenli liman” diye altına yöneldi. Özellikle yüksek fiyatlardan altın alan vatandaş, bugün yaşanan ani düşüşle ciddi bir ikilemde:
Bozdursa zarar…
Beklese belirsizlik…
Tam da bu noktada ekonomistlerin dikkat çektiği başka bir gerçek var:
Altın piyasasında büyük küresel oyuncuların etkisi.
Uluslararası fonların ve büyük yatırımcıların, yüksek hacimli işlemlerle fiyatları istedikleri gibi yukarı çekip ardından sert satışlarla düşürdüğü yönünde ciddi değerlendirmeler yapılıyor. Yani bir anlamda:
Fiyat yükseltiliyor → yatırımcı içeri çekiliyor → ardından düşürülerek yeniden toplama yapılıyor.
Bu iddialar tartışılır… Ancak sonuç ortada:
Küçük yatırımcı çoğu zaman bu oyunun içinde zarar eden taraf oluyor.
Savaş var diye, belirsizlik var diye altına yönelen; arabasını satan, evini bozduran, tüm birikimini altına yatıran birçok vatandaş için bugün ortaya çıkan tablo ne yazık ki:
Hüsran.
Ve bu sadece bireysel kayıp değil…
Bu aynı zamanda piyasadan çekilen nakit demek.
Yani para yastık altında…
Piyasa ise nefessiz.
Esnafın söylediği o cümle her şeyi özetliyor:
“İş var… ama para yok.”
Diğer yandan savaşın ekonomik etkileri büyüyor. Akaryakıt zamları geri döndü. Bu da zincirleme şekilde iğneden ipliğe her şeye zam demek. Nakliye artıyor, maliyet artıyor, fiyat artıyor… Bu da zaten zorlanan vatandaşı daha da geri çekiyor.
Sonuç açık:
Vatandaş harcamıyor
Esnaf kazanamıyor
Piyasa dönmüyor
Bir yanda baharın getirdiği umut…
Diğer yanda sıkışan ekonomi…
Esnafın Ramazan sonrası beklediği hareketlilik için artık sadece mevsim yetmez.
Güven gerekir. Nakit gerekir. Dolaşım gerekir.
Altına bağlanan, yastık altında bekleyen para piyasaya dönmediği sürece bu çark dönmez.
Bugün Türkiye’nin en büyük sorunu üretim değil…
Talep de değil…
En büyük sorun: Paranın dolaşmaması.
Ve bu gerçek değişmediği sürece,
çarşı kalabalık olur…
ama kasalar boş kalır.