2025 Bitti. Şimdi Söz Geleceğin
05/01/2026 23:57 | Son Güncelleme : 07/01/2026 18:44
| Müslüm OKATAN
Takvimler bir yılı daha sessizce arkasında bıraktı.
2025 artık geride kaldı.
Ne verdiğini, ne götürdüğünü uzun uzun tartışabiliriz ama gerçek şu: Zaman, bekleyenleri değil yürüyenleri ödüllendiriyor.
2025; belirsizliklerin, sınavların ve sabrın yılıydı. Kimi için kayıplarla, kimi için derslerle geçti. Ekonomiden siyasete, teknolojiden gündelik hayata kadar her alanda “alışmak zorunda kaldığımız” bir yıl oldu. Ama alışmak, kabullenmek demek değildir. Ve işte tam da bu noktada 2026 kapıyı çalıyor.
2026: Umut mu, Mecburiyet mi?
Yeni yıldan beklenti dilemek kolaydır. Zor olan, beklentinin gereğini yapmaktır.
2026’ya girerken artık sadece “daha iyi olsun” demek yetmiyor. Daha iyi olması için ne yapacağız? sorusunu sormak zorundayız.
Toplum olarak beklentimiz net:
Daha adil bir düzen
Daha öngörülebilir bir ekonomi
Daha samimi bir siyaset
Daha insanca bir yaşam
Ama 2026, yalnızca yöneticilerin ya da karar vericilerin yılı olmayacak. Bu yıl, bireyin de sorumluluk alması gereken bir yıl olacak.
Eski Alışkanlıklarla Yeni Bir Yıl Kurulmaz
2025’te yapılan hataları 2026’ya taşırsak, takvim değişir ama kader değişmez.
Aynı söylemler, aynı kavgalar, aynı çözümsüzlükler…
Yeni yıl, eski ezberlerle karşılanmaz.
2026’nın bize hatırlatması gereken en önemli gerçek şu:
Değişim, yüksek sesle değil; kararlı adımlarla gelir.
Önümüze Bakma Zamanı
Artık geriye dönüp sürekli “ne oldu” demekten çok, “ne olacak ve biz ne yapacağız” demenin zamanı. 2026; bahanelerin değil, cesaretin yılı olmalı. Umudu romantik cümlelerde değil, gerçekçi hedeflerde aramalıyız.
Çünkü bu ülkenin, bu şehrin, bu insanların ertelemeye tahammülü kalmadı.
Son Söz
2025’i kapattık.
Şimdi defteri açma sırası 2026’da.
Yeni yıl;
daha çok konuşanı değil,
daha çok üreteni,
daha çok bağıranı değil,
daha çok sorumluluk alanı hatırlasın.
Ve biz…
Bu kez gerçekten önümüze bakalım.
