GAZİANTEP ALARM VERİYOR! BU TABELALAR BİZE NE ANLATIYOR?
12/07/2026 17:35 | Son Güncelleme : 12/07/2026 19:33
| Müslüm OKATAN
Bazen bir şehrin içinde bulunduğu ekonomik tabloyu anlamak için rakamlara bakmanıza gerek kalmaz. TÜİK verilerini, ekonomik raporları ya da uzman analizlerini okumadan da o şehrin nabzını tutabilirsiniz.
Yapmanız gereken tek şey sokağa çıkmak...
Gaziantep'in hangi mahallesine giderseniz gidin, hangi caddeye dönerseniz dönün aynı manzarayla karşılaşıyorsunuz.
Bir apartmana bakıyorsunuz, balkonunda "Satılık" tabelası...
Hemen yanındaki apartmanda yine aynı ilan...
Biraz ilerliyorsunuz, iş yerlerinin camlarında "Kiralık", "Devren Satılık", "Devren Kiralık" yazıları...
Organize Sanayi Bölgesi'ne gidiyorsunuz, yıllardır üretim yapan fabrikaların önünde bile satılık ya da devren ilanları dikkatinizi çekiyor.
Şunu özellikle belirtmek isterim; bu yazıda evlerin ya da iş yerlerinin fiyatlarını tartışmıyorum. Fiyatların neden yükseldiğini ya da düştüğünü konuşmayacağım. Benim dikkat çekmek istediğim konu, Gaziantep'in dört bir yanını saran bu tabelalar. Çünkü bunlar artık tek tek asılmış ilanlar değil, şehrin ekonomik fotoğrafını anlatan sessiz birer mesaj.
Bir zamanlar yatırımcının yer bulmakta zorlandığı, dükkânların daha inşaat halindeyken kiralandığı Gaziantep'te bugün birçok işletme ayakta kalma mücadelesi veriyor.
Üstelik bu sadece küçük esnafın sorunu da değil. Organize Sanayi Bölgesi'nden şehir merkezine kadar birçok işletme aynı sıkıntıyı yaşıyor.
Son aylarda konkordato ilan eden şirketlerle ilgili birçok haber yaptık. Neredeyse her hafta yeni bir firma ekonomik darboğaza girdiğini açıklıyor. Kimisi borçlarını yapılandırmaya çalışıyor, kimisi üretimini azaltıyor, kimisi ise yılların emeğini satılığa çıkarmak zorunda kalıyor.
Peki bütün bunlar tesadüf mü?
Elbette değil.
Artan üretim maliyetleri, finansmana ulaşmadaki zorluklar, yüksek faizler, düşen alım gücü ve piyasalardaki belirsizlik iş dünyasını her geçen gün daha fazla sıkıştırıyor.
Eskiden sanayici ve esnaf, "Yeni yatırımımı nereye yaparım?", "İşimi nasıl büyütürüm?" diye düşünürdü.
Bugün ise konuşulan tek konu var:
"Bu ayı nasıl çıkaracağız?"
Ekonomide umut yerini kaygıya bırakmış durumda. Sıcak para piyasada dönmeyince ticaret de nefes alamıyor. Bir işletmenin yaşadığı sıkıntı, tedarikçisini, çalışanını, esnafı ve en sonunda vatandaşı etkiliyor.
Gaziantep, yıllardır üretimiyle, ihracatıyla ve girişimci ruhuyla Türkiye'nin örnek şehirlerinden biri oldu. Ancak bugün aynı şehirde insanlar yeni yatırım planlarını değil, günü kurtarmayı konuşuyor.
Maaşlar ödenecek mi?
Çekler yazılacak mı?
Borçlar çevrilebilecek mi?
İşletmeler ayakta kalabilecek mi?
Asıl düşündüren de bu.
Çünkü ekonomik krizler önce tabelaları değiştirir, sonra umutları...
Bugün gördüğümüz "Satılık", "Kiralık" ve "Devren Satılık" ilanlarının arkasında yılların emeği, alın teri, hayalleri ve büyük mücadeleler var.
Bu tabloyu görmezden gelmek yerine nedenlerini konuşmak ve çözüm üretmek zorundayız.
Bu yazıyı kaleme alırken bana da en çok sorulan soruyu kendime sordum:
"Bu iş nereye gidiyor?"
Keşke net bir cevabım olsaydı.
Ama yok.
Ben de sizin gibi bu şehrin geleceğini merak ediyor, endişeyle izliyorum.
Tek temennim; Gaziantep'in yeniden üreten, yatırım yapan, istihdam oluşturan ve umut veren günlerine dönmesi.
Çünkü Gaziantep'in kaybedecek ne zamanı var ne de gücü.
