Ramazan’ın Asıl İmtihanı: Nefis ve Dijital Oruç
19/02/2026 10:44 | Son Güncelleme : 19/02/2026 14:23
| Müslüm OKATAN
Ramazan’ın Asıl İmtihanı: Nefis ve Dijital Oruç
Ramazan geldiğinde ilk konuştuğumuz şey açlık olur; sahur saatleri, iftar sofraları, uzun günler… Ama asıl soru şudur: Biz gerçekten aç mı kalıyoruz, yoksa sadece yemeği mi bırakıyoruz?
Oruç yalnızca mideye indirgenirse eksik kalır. Çünkü Ramazan bir beslenme düzeni değil, bir bilinç devrimidir. Beden aç kalır, evet; ama beden açken ruh tok mu, zihin temiz mi, kalp berrak mı?
Saatlerce aç kalıp bir insanı incitiyorsak, gün boyu susuz kalıp akşam başkasının itibarını tüketiyorsak, parmaklarımız ekran başında dedikoduyla meşgulse; oruç nerede başlıyor, nerede bitiyor?
Ramazan sadece metabolizmayı değil, karakteri de disipline eder. Gerçek oruç; nefsin sesini kısmaktır, öfkeyi yutabilmektir, yargıyı erteleyebilmektir. Belki de bu çağın en büyük ihtiyacı düşünce orucudur: Birini görmeden hüküm vermemek, bir cümleden hikâye yazmamak, kötü zanda kalbi kirletmemek…
Çünkü suizan kalbi yorar, zihni kirletir, toplumu zehirler. Ramazan, zihni arındırma ayıdır; kıyaslardan, öfkeden, gereksiz yargılardan arınma ayıdır. Beğeni ve sürekli tüketim hâlinden çıkıp maneviyatla beslenme ayıdır.
Ve belki de en zor olanı dijital oruçtur: Ekranlara mesafe koymak, gözü haramdan sakınmak, her içeriği izlememek, her tartışmanın parçası olmamak… Çünkü göz de oruç tutar, dil de oruç tutar, zihin de oruç tutar.
Ramazan, mideyi aç bırakıp egoyu doyurma ayı değildir; sofraları büyütüp kalpleri küçültme ayı hiç değildir. Gerçek temizlik yalnızca bedensel değildir. Zihnin arınmadığı, kalbin yumuşamadığı bir oruç; açlık egzersizinden öteye geçmez.
Bu Ramazan niyetimizi büyütelim. Sadece aç kalmayı değil, dönüşmeyi hedefleyelim. Bedenimiz hafiflerken kalbimiz de hafiflesin; midelerimiz boşalırken zihnimiz de kirlerden arınsın. Gözümüz sakınsın, dilimiz susmayı öğrensin, zihnimiz maneviyatla meşgul olsun.
Çünkü mesele aç kalmak değil, temiz kalabilmektir.
Ve artık şu soruyla yüzleşelim: Saatlerce aç kalıyoruz; peki kötülüğe, yargıya, dedikoduya da aç kalabiliyor muyuz?
İşte Ramazan’ın asıl imtihanı budur.
