Arama

Savaşın Gölgesinde Bayrama Gitmek

15/03/2026 12:33 | Son Güncelleme : 15/03/2026 15:17 | Müslüm OKATAN


Savaşın Gölgesinde Bayrama Gitmek

 

Bir Ramazan daha bitiyor. Takvim yaprakları bayrama yaklaşıyor ama insanların içi bayram etmiyor. Çünkü bu yıl Ramazan’ın üzerine bir gölge düştü: savaşın gölgesi.

Televizyon ekranlarından, telefonlardan, sosyal medyadan sürekli aynı haberler akıyor: İran, İsrail, Amerika… Füze, saldırı, misilleme… Büyük güçlerin hesaplaşması. Ama bu hesaplaşmanın gürültüsü en çok sınırın hemen yanı başında yaşayanların kalbinde yankılanıyor.

Gaziantep’te, Kilis’te, Hatay’da insanlar geceleri gökyüzüne biraz daha tedirgin bakıyor. Çünkü savaş sadece haritalarda olan bir şey değil artık. Gökyüzünden düşen üç füze parçası bile bazen bütün bir şehrin psikolojisini değiştirmeye yetiyor. İnsan, “Acaba yarın ne olacak?” sorusunu düşünmeden edemiyor.

Bayram dediğimiz şey aslında huzurun adıdır. Çocukların yeni ayakkabılarla sokaklara çıkmasıdır. Evlerde tatlı telaşın olmasıdır. Ama bugün sokakta konuştuğunuz insanların çoğu aynı şeyi söylüyor:
“Eskisi gibi bayram gelmiyor artık.”

Çünkü insanların gündeminde artık bayram hazırlığı değil, geçim derdi var.

Alım gücü her geçen gün biraz daha eriyor. Market raflarına bakan bir anne, çocuğuna bayramlık almak isteyen bir baba, emekli maaşıyla ay sonunu getirmeye çalışan bir dede… Herkes aynı hesap kitabın içinde sıkışmış durumda.

Bir zamanlar bayram öncesi çarşılar dolup taşardı. Şimdi vitrinlere bakan gözlerde daha çok bir iç çekiş var.

Savaş sadece cephede yaşanmıyor. Savaşın ekonomik dalgaları da var. Küresel gerilim arttıkça petrol yükseliyor, piyasalar dalgalanıyor, fiyatlar oynuyor. Bunun bedelini ise büyük güçler değil, sokaktaki insanlar ödüyor.

Dünyanın büyük devletleri strateji masalarında plan yaparken, küçük insanların hayatı daha da zorlaşıyor.

Bugün Gaziantep’te bir esnafın söylediği cümle aslında her şeyi özetliyor:
“İnsanlar artık bayram için değil, ay sonunu geçirmek için alışveriş yapıyor.”

İşte bu yüzden bu bayram biraz daha sessiz.

Ama yine de bayramın bir özelliği var: İnsanların umudunu tamamen kaybetmesine izin vermez. En zor zamanlarda bile kapılar çalınır, büyüklerin elleri öpülür, çocuklara şeker verilir.

Belki cebimiz eskisi kadar dolu değil.
Belki dünyanın hali iç açıcı değil.
Belki gökyüzü bile bazen tedirgin ediyor.

Ama bayramın hatırlattığı bir gerçek var: İnsanlık, savaşların gürültüsünden daha büyük bir şeydir.

Umarız ki bir gün bayramlar gerçekten bayram gibi gelir.
Gökyüzünden füze parçaları değil, sadece çocukların kahkahaları düşer.

Ve insanlar yeniden “Eski bayramlar” demek zorunda kalmaz.

Beğendim
Bayıldım
Komik Bu!
Beğenmedim!
Üzgünüm
Sinirlendim
Bu içeriğe zaten oy verdiniz.